Isınmak Lüks Değil, Anayasal Bir Haktır
Kars Dolunay Derneği Engelliler Birim Başkanı Faruk Ocak, "Isınmak Lüks Değil, Anayasal Bir Haktır"
Doğal Gaz Dağıtım AŞ tarafınca düzenlen doğal gaz faturası, yalnızca bir borç kalemi değil; engelli bireylerin anayasal ve evrensel haklarının nasıl görmezden gelindiğinin somut bir belgesidir. Bu fatura, sosyal devlet ilkesinin sahada nasıl kırıldığını, engelli bireyin yaşam hakkının ekonomik yükler altında nasıl ezildiğini açıkça ortaya koymaktadır.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 10. maddesi, herkesin kanun önünde eşit olduğunu hükme bağlar. 61. madde ise devlete, engelli bireyleri koruma ve onların toplumsal yaşama katılımını sağlama görevini yükler. Bu maddeler yalnızca metin değildir; devletin ve onun yetki verdiği tüm kurumların uyması gereken bağlayıcı ilkelerdir. Isınma gibi hayati bir ihtiyaç söz konusu olduğunda bu yükümlülük, ertelenemez ve görmezden gelinemez bir sorumluluk hâline gelir.
Türkiye’nin taraf olduğu Birleşmiş Milletler Engelli Hakları Sözleşmesi, engelli bireylerin bağımsız yaşam hakkını, insan onuruna yakışır koşullarda yaşamalarını ve ayrımcılığa uğramadan temel hizmetlere erişimini güvence altına alır. Bu sözleşme, engelli bireylerin ekonomik ve sosyal hayatta dezavantajlı durumda düşürülmemesini esas alır. Elektrik, su ve ulaşım gibi alanlarda uygulanan indirimli tarifeler, bu anlayışın bir sonucudur. Devlet, engelli bireyin sabit ve sınırlı gelirini, artan yaşam maliyetlerini ve ek sağlık giderlerini dikkate alarak bu alanlarda destek mekanizmaları oluşturmuştur.
Ancak doğal gaz söz konusu olduğunda tablo değişmektedir. Isınma, özellikle kış aylarında engelli birey için bir tercih değil, yaşamsal bir zorunluluktur. Buna rağmen engelli bireyler ve aileleri adına çıkarılan fatura, engelli bireyin bu temel hizmete hiçbir sosyal koruma olmaksızın maruz bırakıldığını göstermektedir. Bu durum şu soruyu kaçınılmaz kılar: Isınma, temel bir ihtiyaç değil midir? Engelli bireyin sağlığını ve yaşamını doğrudan etkileyen bir hizmet, nasıl olur da sosyal tarifelerin tamamen dışında tutulur?
Engelli bireyin geliri bellidir. Bu gelirin içinde ilaç vardır, tedavi vardır, yardımcı teknolojiler vardır, ulaşım ve günlük yaşam giderleri vardır. Tüm bu zorunlu kalemlerin üzerine eklenen bu denli yüksek bir doğal gaz faturası, engelli bireyi ya borçlanmaya ya da yaşamından kısmaya zorlamaktadır. Bu, sosyal devlet anlayışıyla bağdaşmaz. Bu, hak temelli bir yaklaşım değildir.
Devlet bir yandan engellilere yönelik indirimli tarifelerden söz ederken, diğer yandan doğal gaz gibi hayati bir alanda engelli bireyin tamamen yok sayılmasına nasıl sessiz kalır? Bir hak, kâğıt üzerinde tanınıp hayatta karşılık bulmuyorsa, o hak fiilen ortadan kaldırılmış demektir. Burada yaşanan durum tam olarak budur.
Engelli birey sadaka istememektedir. Ayrıcalık talep etmemektedir. Talep edilen şey son derece açıktır: Anayasanın, uluslararası sözleşmelerin ve devletin kendi sosyal politikalarının engelli birey için de eşit şekilde işlemesi. Isınma hakkı gasp edilemez. Doğal gaz bir konfor unsuru değil, engelli birey için sağlığın, bağımsız yaşamın ve insan onurunun temel şartıdır.
Bu gerçeği görmezden gelen her uygulama, yalnızca ekonomik bir sorun değil, aynı zamanda hukuki ve vicdani bir sorumluluktur. Engelli bireylerin doğal gazda da indirimli tarifelerden yararlanması bir talep değil, açık bir haktır . Bu hakkın yok sayılması ise sessiz bir ayrımcılıktır.
Kaynak:Haber Merkezi
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.