ENGELLİ RAPORU ALMAK BİR BİLMECE OLMAMALI! KİMLER, NEREYE, NASIL BAŞVURMALI? HAKLARINIZI BİLİN, MAĞDUR OLMAYIN!

ENGELLİ RAPORU ALMAK BİR BİLMECE OLMAMALI! KİMLER, NEREYE, NASIL BAŞVURMALI? HAKLARINIZI BİLİN, MAĞDUR OLMAYIN!

Engelli sağlık kurulu raporu nasıl alınır? Kimler engelli raporu alabilir? Hangi hastalıklara, hangi şartlarda ve hangi oranlarda rapor verilir? Başvuru nereye yapılır? Rapor oranı düşük verilirse ne yapılmalıdır? Sürekli rapor ile süreli rapor arasındaki fark nedir? Çocuklar için hangi rapor düzenlenir? Engelli raporu hangi hakların kapısını açar?

Bütün bu sorular, engelli bireylerin ve ailelerinin hayatlarının bir döneminde karşılarına çıkıyor. Ancak ne yazık ki birçok vatandaş, daha başvuru yapmadan bilgi eksikliği nedeniyle ne yapacağını bilemiyor. Kimi yanlış hastaneye gidiyor, kimi eksik evrakla başvuru yapıyor, kimi de raporunu aldıktan sonra hangi haklardan yararlanabileceğini öğrenemiyor.

Oysa engelli sağlık kurulu raporu almak, karmaşık ve korkutucu bir süreç olmak zorunda değildir. Önemli olan doğru kuruma başvurmak, sağlık durumunu eksiksiz belgelemek ve yasal hakları bilmektir.

Öncelikle şunu açıkça ifade edelim: Engelli raporu almak için mutlaka tekerlekli sandalye kullanmak, yatağa bağımlı olmak, tamamen görme veya işitme kaybı yaşamak gerekmez. Doğuştan gelen veya sonradan ortaya çıkan pek çok hastalık, kişinin vücut fonksiyonlarını ve günlük yaşamını etkilediği ölçüde engellilik değerlendirmesine konu olabilir.

Engellilik yalnızca dışarıdan görünen bir durum değildir. Bazen bir insanın gözleri görür ama görme alanı ciddi ölçüde daralmıştır. Bazen yürüyebilir ama birkaç adım sonra ciddi ağrı yaşar. Bazen konuşabilir ama işitme kaybı nedeniyle karşısındaki insanı anlayamaz. Bazen de dışarıdan hiçbir sağlık sorunu görünmeyen bir vatandaş, ağır bir kronik hastalık nedeniyle günlük yaşamını sürdürmekte zorlanır.

İşte engelli sağlık kurulu raporunun temel amacı, bu sağlık durumlarını bilimsel ölçütlerle değerlendirmektir.

ENGELLİ RAPORU KİMLERE VERİLİR?

Engelli sağlık kurulu raporu almak isteyen kişiler, sağlık durumlarının ilgili mevzuatta belirtilen ölçütlere göre değerlendirilmesini talep edebilir.

Görme kaybı bulunanlar, işitme engelliler, ortopedik engelliler, nörolojik hastalığı bulunanlar, zihinsel veya ruhsal sağlık sorunları yaşayanlar, organ yetmezliği bulunanlar ve günlük yaşamını etkileyen kronik hastalıkları olanlar başvuruda bulunabilir.

Örneğin doğuştan görme engelli bir vatandaş ile ilerleyen yaşlarda görme kaybı yaşayan bir vatandaşın ikisi de değerlendirmeye alınabilir.

Bir trafik kazası sonucunda yürüme kabiliyetini kaybeden kişi de doğuştan ortopedik engeli bulunan kişi de rapor başvurusu yapabilir.

Diyabet hastası olan bir vatandaşın da başvuru hakkı vardır. Ancak yalnızca diyabet tanısı bulunması belirli bir engel oranı alacağı anlamına gelmez. Hastalığın organlara ve vücut fonksiyonlarına etkisi değerlendirilir.

Benzer şekilde kalp yetmezliği, böbrek hastalıkları, kanser, epilepsi, Parkinson, MS ve diğer sağlık sorunları da ilgili değerlendirme ölçütleri kapsamında ele alınabilir.

Burada önemli olan hastalığın yalnızca ismi değil, kişinin yaşamını ne ölçüde etkilediğidir.

ENGELLİ RAPORU ALMAK İÇİN NEREYE BAŞVURULMALI?

Engelli raporu almak isteyen vatandaşların öncelikle Sağlık Bakanlığı tarafından yetkilendirilmiş hastaneleri tercih etmesi gerekir.

Her devlet hastanesi, üniversite hastanesi veya özel hastane engelli sağlık kurulu raporu düzenlemeye yetkili değildir.

Bu nedenle vatandaşların hastaneye gitmeden önce ilgili kurumun erişkin engelli sağlık kurulu raporu düzenleme yetkisinin bulunup bulunmadığını öğrenmesi gerekir.

Başvuru için hastanenin sağlık kurulu biriminden bilgi alınabilir. Hastanenin uygulamasına göre MHRS veya 182 üzerinden randevu işlemleri gerçekleştirilebilir.

Örneğin Sakarya’da yaşayan bir vatandaş, öncelikle bulunduğu ildeki yetkili hastaneleri araştırmalı, sağlık kurulu birimiyle görüşmeli ve başvuru için gerekli belgeleri öğrenmelidir.

Burada yapılan en büyük hatalardan biri, yetkisi bulunmayan bir hastaneye giderek zaman kaybetmektir.

Doğru hastane, doğru başvuru ve eksiksiz sağlık belgeleri süreci kolaylaştırır.

ENGELLİ RAPORU ALMAK İSTEYENLER NASIL BİR YOL İZLEMELİ?

Başvuru sürecinin ilk aşaması sağlık geçmişini hazırlamaktır.

Vatandaşın daha önce geçirdiği ameliyatlar, hastane yatışları, uzman doktor raporları, laboratuvar sonuçları, MR ve tomografi görüntüleri, göz ve işitme testleri gibi belgeleri yanında bulundurması faydalıdır.

Örneğin yıllardır görme kaybı yaşayan bir vatandaşın yalnızca son muayene sonucunu değil, mevcut görme durumunu ortaya koyan önceki tetkiklerini de sunması değerlendirmeye yardımcı olabilir.

İkinci aşamada yetkili hastaneye başvuru yapılır.

Hastane, kişinin sağlık sorunlarına göre ilgili branşlara yönlendirme yapar. Görme sorunu bulunan kişi göz hastalıkları uzmanına, işitme sorunu bulunan kişi kulak burun boğaz uzmanına, hareket kısıtlılığı bulunan kişi ilgili ortopedi veya fiziksel tıp ve rehabilitasyon uzmanına yönlendirilebilir.

Birden fazla hastalığı bulunan vatandaşlar ise birden fazla branşta muayene edilir.

Üçüncü aşamada uzman hekimlerin muayeneleri ve gerekli tetkikler tamamlanır.

Dördüncü aşamada dosya sağlık kurulunda değerlendirilir ve ilgili mevzuata göre karar verilir.

Son aşamada rapor düzenlenerek elektronik sisteme kaydedilir.

Vatandaşların raporlarını teslim alırken engel oranını, bağımlılık durumunu, raporun süresini ve diğer açıklamaları dikkatle kontrol etmesi gerekir.

Önemli bir ayrıntı: Erişkin engelli sağlık kurulu raporlarının başvuru tarihinden itibaren en geç 30 gün içinde tamamlanması öngörülmektedir.

YÜZDE 40 ENGELLİ RAPORU NE ANLAMA GELİR? YÜZDE 60, 70 VE 90 RAPORLAR NASIL DEĞERLENDİRİLİR?

Engelli raporlarında en çok merak edilen konulardan biri engel oranıdır.

Türkiye’de birçok engelli hakkı bakımından yüzde 40 ve üzeri oran önemli bir eşik olarak karşımıza çıkar.

Ancak her engelli vatandaşın aynı haklardan aynı koşullarda yararlanması mümkün değildir.

Örneğin yüzde 40 raporu bulunan bir vatandaş, ilgili şartları taşıması hâlinde EKPSS kapsamında başvuru yapabilir.

Yüzde 60 raporu bulunan başka bir vatandaş ise malulen emeklilik için gerekli diğer şartları da karşılamalıdır. Yalnızca rapor oranının yüzde 60 olması emeklilik hakkını kendiliğinden doğurmaz.

Yüzde 80 veya yüzde 90 raporu bulunan bir kişinin de bütün sosyal yardımları otomatik olarak alacağı düşünülmemelidir.

Çünkü engelli aylığı, evde bakım yardımı, araç alımında ÖTV istisnası ve emeklilik gibi konuların kendilerine özgü şartları vardır.

Bir başka önemli konu da birden fazla hastalığı bulunan kişilerin oranlarının hesaplanmasıdır.

Örneğin bir kişinin bir sağlık sorunundan yüzde 40, başka bir sağlık sorunundan yüzde 30 oranında değerlendirilmesi hâlinde bu oranlar doğrudan toplanmaz. Balthazard yöntemiyle hesaplama yapılır.

Dolayısıyla vatandaşların hastalıklarının tamamını bildirmesi, ancak oran konusunda doktorlara veya hastaneye baskı yapmaması gerekir.

GÖRME ENGELLİLER ENGELLİ RAPORUNU NASIL ALABİLİR?

Görme engelliler açısından rapor sürecinde dikkat edilmesi gereken önemli ayrıntılar vardır.

Bir kişinin gözlük kullanması, tek başına engelli raporu almasını sağlamaz. Görme keskinliği, görme alanı, gözlerin işlevsel durumu ve mevcut hastalıklar birlikte değerlendirilir.

Örneğin bir vatandaşın iki gözünde ciddi görme kaybı varsa göz hastalıkları uzmanı tarafından gerekli muayeneler ve testler yapılır.

Retinitis pigmentosa gibi ilerleyici göz hastalıklarında da hastalığın mevcut durumu, görme alanı ve görme fonksiyonlarına etkisi değerlendirilir.

Burada çok önemli bir noktaya dikkat çekmek istiyorum.

Görme engelli bir vatandaş yalnızca harfleri okuyup okuyamadığı üzerinden değerlendirilmemelidir. Görme alanı kaybı, karanlıkta görme güçlüğü, ışık hassasiyeti ve diğer görsel fonksiyon kayıpları da tıbbi değerlendirmede önemlidir.

Olumlu örnek şudur: Vatandaş geçmiş göz tetkiklerini yanında götürür, uzman doktorun istediği testleri yaptırır ve mevcut görme sorunlarını eksiksiz anlatır.

Olumsuz örnek ise kişinin yıllardır yaşadığı görme alanı kaybını veya başka bir görsel problemi başvuru sırasında belirtmemesidir.

Unutulmamalıdır ki eksik bilgi, eksik değerlendirmeye neden olabilir.

ÇOCUKLAR İÇİN ENGELLİ RAPORU NASIL ALINIR?

18 yaşından küçük çocuklar için erişkin engelli sağlık kurulu raporu yerine Çocuklar İçin Özel Gereksinim Raporu, yani ÇÖZGER düzenlenir.

ÇÖZGER, çocuğun gelişimsel, fiziksel, zihinsel, duyusal ve diğer özel gereksinimlerini değerlendirmek amacıyla hazırlanır.

Örneğin doğuştan işitme kaybı bulunan, otizm spektrum bozukluğu tanısı olan, gelişimsel gerilik yaşayan veya hareket kabiliyeti sınırlı olan çocuklar için bu rapora başvurulabilir.

Çocuğun velisi veya yasal temsilcisi, ÇÖZGER düzenlemeye yetkili hastaneye başvurmalıdır.

ÇÖZGER raporlarında erişkin raporlarındaki gibi doğrudan yüzde engel oranı yerine özel gereksinim düzeyleri belirtilir.

18 yaşını dolduran bireylerin erişkin engelli sağlık kurulu raporu sürecine geçmesi gerekir.

Burada ailelerin dikkat etmesi gereken en önemli konu, çocuklarının gelişimsel ve sağlık durumlarını düzenli olarak belgelemeleri ve gerekli değerlendirmeleri zamanında yaptırmalarıdır.

TAM BAĞIMLI VE KISMİ BAĞIMLI RAPOR NE DEMEKTİR?

Engelli raporlarında yalnızca yüzde oranı değil, bağımlılık durumu da önemlidir.

Tam bağımlı olarak değerlendirilen bireyler, günlük yaşam aktivitelerini başkasının yardımına rağmen kendi başına gerçekleştiremeyen kişilerdir. Bu değerlendirme için yönetmelikte belirtilen oran ve fonksiyonel değerlendirme koşulları birlikte aranır.

Kısmi bağımlı bireyler ise günlük yaşam aktivitelerinde belirli ölçüde yardıma ihtiyaç duyabilen kişilerdir.

Örneğin bir kişi yemek yiyebilir, giyinebilir ve kişisel ihtiyaçlarını karşılayabilir; ancak başka bir kişi ulaşım, temizlik veya bazı günlük işlerde desteğe ihtiyaç duyabilir.

Başka bir kişi ise günlük yaşamın birçok temel faaliyetinde sürekli yardıma ihtiyaç duyabilir.

Bu iki kişinin sağlık durumları aynı şekilde değerlendirilmez.

Özellikle evde bakım yardımı başvurularında bu ayrım büyük önem taşır.

Bir kişinin engel oranının yüksek olması, otomatik olarak tam bağımlı kabul edilmesi anlamına gelmez. Bağımlılık durumu ayrıca değerlendirilir.

ENGELLİ RAPORU SÜRELİ Mİ, SÜREKLİ Mİ VERİLİR?

Engelli raporları sağlık durumuna göre süreli veya sürekli düzenlenebilir.

Tedaviyle değişme ihtimali bulunan hastalıklarda süreli rapor verilebilir.

Sağlık durumunun kalıcı olduğu ve değişmesinin beklenmediği durumlarda sürekli rapor düzenlenebilir.

Örneğin bazı doğuştan gelen veya kalıcı fonksiyon kayıplarında sürekli rapor düzenlenmesi mümkün olabilir.

Ancak her hastalıkta otomatik olarak sürekli rapor verileceği düşünülmemelidir. Karar, ilgili tıbbi değerlendirme ve mevzuata göre alınır.

Vatandaşlar raporlarını teslim aldıklarında geçerlilik süresini ve varsa kontrol muayenesi tarihini mutlaka kontrol etmelidir.

RAPOR ORANI DÜŞÜK VERİLİRSE NE YAPILMALI?

Engelli vatandaşların en çok mağduriyet yaşayabildiği konulardan biri de rapor sonucuna itiraz sürecidir.

Bir vatandaş sağlık kurulunun verdiği oranın kendi sağlık durumunu yansıtmadığını düşünüyorsa itiraz hakkını kullanabilir.

Örneğin görme kaybı bulunan bir kişi, görme alanı testlerinin değerlendirmeye alınmadığını düşünüyorsa veya başka bir sağlık sorununun rapora yansıtılmadığını fark ediyorsa itiraz yoluna başvurabilir.

İtiraz, kişinin ikamet ettiği yerdeki İl Sağlık Müdürlüğüne yapılır.

İtiraz üzerine kişi başka bir yetkili hastaneye sevk edilir. İlk ve ikinci değerlendirme farklı sonuçlanırsa hakem hastane süreci uygulanır.

Bireysel itirazlarda raporun tesliminden itibaren 30 günlük süreye dikkat edilmelidir.

Burada vatandaşlara önemli bir tavsiyem var: Raporu teslim aldığınızda yalnızca yüzde oranına bakıp hastaneden ayrılmayın. Raporun bütün bölümlerini inceleyin. Eksik veya hatalı olduğunu düşündüğünüz noktaları zamanında bildirin.

Hak aramak, kavga etmek değildir. Hak aramak, yasal yolları bilmek ve doğru zamanda kullanmaktır.

ENGELLİ RAPORU HANGİ HAKLARI SAĞLAR?

Engelli raporu, gerekli diğer şartlar da karşılandığında birçok alanda haklara erişim sağlayabilir.

Bunların arasında engelli aylığı, EKPSS, engelli istihdamı, gelir vergisi engellilik indirimi, emeklilik, evde bakım yardımı, engelli kimlik kartı, ulaşım kolaylıkları, eğitim ve rehabilitasyon destekleri ile şartları karşılayan kişiler için ÖTV istisnası kapsamında araç edinimi bulunmaktadır.

Ancak her hakkın ayrı mevzuatı vardır.

Örneğin yüzde 40 ve üzeri raporu bulunan bir vatandaşın engelli aylığı alabilmesi için gelir ve diğer yasal koşulları da karşılaması gerekir.

Evde bakım yardımında yalnızca rapor oranına değil, tam bağımlılık değerlendirmesine ve hane gelirine de bakılır.

Araç alımında ÖTV istisnasında ise engel durumuna, araç kullanma koşullarına ve güncel vergi mevzuatına göre işlem yapılır.

Emeklilikte de sigorta başlangıcı, prim günleri, çalışma gücü kaybı ve SGK mevzuatı belirleyicidir.

Bu nedenle vatandaşlar yalnızca rapor oranına bakarak hak sahibi olduklarını veya olmadıklarını düşünmemelidir.

YURT DIŞINDAN ALINAN ENGELLİ RAPORLARI TÜRKİYE’DE GEÇERLİ Mİ?

Yurt dışında yaşayan veya başka ülkelerden engelli sağlık raporu alan vatandaşların da bu konuda dikkatli olması gerekir.

Yabancı ülkeden alınan raporun apostil yapılması, tercüme edilmesi veya konsolosluk işlemlerinden geçirilmesi, Türkiye’deki bütün engelli haklarından otomatik olarak yararlanılmasını sağlamaz.

Raporun hangi işlemde kullanılacağına göre ilgili kamu kurumunun mevzuatı ve değerlendirme koşulları dikkate alınır.

Bu nedenle yurt dışından alınan raporla Türkiye’de işlem yapmak isteyen vatandaşların öncelikle ilgili kurumdan yazılı bilgi alması, gerekiyorsa Türkiye’deki yetkili sağlık kuruluşuna başvurması gerekir.

HASTANELERDE ERİŞİLEBİLİRLİK NEDEN BU KADAR ÖNEMLİ?

Engelli raporu almak isteyen bir vatandaşın hastaneye ulaşması, doğru polikliniği bulması, muayene sırasını takip etmesi ve sağlık kuruluna erişmesi gerekir.

Peki, görme engelli bir vatandaş hastanenin içerisinde yönlendirme tabelalarını okuyamıyorsa ne olacak?

İşitme engelli bir vatandaş çağrıldığını duyamıyorsa nasıl bilgilendirilecek?

Tekerlekli sandalye kullanan bir kişi, muayene olmak istediği bölüme merdiven nedeniyle ulaşamıyorsa ne yapacak?

İşte engelli vatandaşların karşılaştığı gerçek sorunlar bunlardır.

Bir hastanenin yalnızca doktorlarının ve tıbbi cihazlarının bulunması yeterli değildir. O hastanenin bütün vatandaşlar için erişilebilir olması gerekir.

Sesli yönlendirmeler, hissedilebilir yüzeyler, erişilebilir dijital sistemler, uygun rampalar, asansörler ve iletişim desteği bir lüks değil, çağdaş sağlık hizmetinin gereğidir.

Engelli bireylerin rapor alabilmek için ikinci bir mücadele vermek zorunda bırakılmaması gerekir.

SON SÖZ: ENGELLİ RAPORU BİR AYRICALIK DEĞİL, HAKLARA ULAŞMANIN ÖNEMLİ BİR ARACIDIR!

Yıllardır engelli bireylerin sorunlarını dinleyen, farklı şehirlerde ailelerle bir araya gelen ve bağımsız yaşam mücadelesinin içerisinde bulunan biri olarak şunu söylemek istiyorum:

Bir vatandaşın sağlık durumunu belgelemek için hastane hastane dolaşması, hangi kapıyı çalacağını bilmemesi, rapor oranını anlamaya çalışırken bilgi kirliliğiyle karşılaşması kabul edilebilir değildir.

Engelli bireylerin ve ailelerinin doğru bilgilendirilmesi gerekir.

Bir anne, çocuğu için hangi rapora başvuracağını bilmelidir. Görme engelli bir genç, raporunu nasıl alacağını ve hangi haklara ulaşabileceğini öğrenebilmelidir. Çalışma hayatında bulunan bir vatandaş, raporuyla emeklilik veya istihdam konusunda hangi kurumlara başvuracağını bilmelidir.

Kamu kurumları da vatandaşları birbirine yönlendirerek zaman kaybettirmek yerine açık, anlaşılır ve erişilebilir bilgi sunmalıdır.

Engellilik bir insanın eksikliği değildir. Asıl eksiklik, haklarını arayan vatandaşın karşısına çıkarılan bilgi, erişim ve uygulama engelleridir.

Unutmayalım: Bir engelli raporunun üzerinde yazan yüzde, insanın değerini ölçmez. O oran, sağlık durumunun belirli ölçütlerle değerlendirilmesidir. İnsan onuru ise hiçbir yüzdeyle ölçülemez.

Engelli bireyler devletin korunmaya muhtaç çocukları değil, eşit haklara sahip vatandaşlarıdır.

Haklarımızı öğrenelim, doğru başvuru yapalım, eksik değerlendirmelere karşı yasal itiraz yollarını kullanalım. Çünkü bilinçli vatandaş, hakkını bilen ve gerektiğinde hakkını arayabilen vatandaştır.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Köşe Yazıları Haberleri