Son yıllarda iklim değişikliklerine bağlı olarak polen mevsimi daha erken başlıyor ve daha yoğun sürüyor. Bu durum, alerjik göz rahatsızlıklarında artışa ve şikâyetlerin daha uzun sürmesine yol açabiliyor. Göz alerjileriyle ilgili toplum nezdinde bilinen yanlış bilgiler tedavi edilebilen bir hastalıkta ciddi görme problemlerine de yol açabiliyor. Türk Oftalmoloji Derneği her göz kızarıklığının alerji olmadığının altını çizerek bahar ve yaz aylarında artan göz alerjileri konusunda uyarılarda bulundu.
Türk Oftalmoloji Derneği Genel Sekreteri Prof. Dr. Fatih Mehmet Mutlu, göz alerjisinin kolaylıkla teşhis ve tedavi edilebilen bir hastalık olduğunu, tedavi edilmediğinde yaşam kalitesini düşürerek ciddi görme problemlerine yol açabileceğini vurguladı. Prof. Dr. Fatih Mehmet Mutlu, gözde kaşıntı, kızarıklık, sulanma ve yabancı cisim hissi gibi belirtiler görüldüğünde bir göz hekimine başvurulması gerektiğini belirterek, özellikle çocukluk yaş grubunda tedavinin ihmal edilmemesi gerektiğini paylaştı.
Göz alerjilerinin yaklaşık yarısını saman nezlesi oluşturuyor
Mevsimsel alerjik konjonktivit (saman nezlesi), göz alerjilerinin yaklaşık yarısını oluşturur. Özellikle bahar aylarında polen, saman ve çiçek tozları gibi alerjenlerle tetiklenen bu durum; gözlerde kaşıntı, sulanma, yanma, kızarıklık ve göz kapaklarında şişlik gibi belirtilerle kendini gösterir. Bu belirtiler burundaki alerjiyle birlikte görülebilir ve gözleri ovuşturma isteğini artırarak bir kısır döngüye yol açabilir. Sürekli kaşıma alışkanlığı ise şikayetleri daha da kötüleştirebilir. Bu alerji türü, açık havada yapılan aktiviteleri kısıtlayabilir, kontakt lens kullanımını zorlaştırabilir ve kozmetik ürünlere karşı hassasiyeti artırabilir. Özellikle alerjiye yatkın bireylerde göz sağlığını olumsuz etkileyerek günlük yaşamı zorlaştırabiliyor.
Yıl boyu devam eden göz alerjileri
Türk Oftalmoloji Derneği Genel Sekreteri Prof. Dr. Fatih Mehmet Mutlu yıl boyunca devam eden göz alerjilerinin de bulunduğunu söyleyerek şunları aktardı: “Bu tür alerjiler genellikle ev tozu akarları, hayvan tüyleri, halı lifleri, temizlik malzemeleri, sigara dumanı ve parfümler gibi çevresel etkenlerden kaynaklanır. Bunun dışında atopik keratokonjonktivit ve vernal keratokonjonktivit olarak adlandırdığımız; gözün saydam ön tabakası olan korneayı da etkileyebilen ve bu nedenle görme kaybına yol açabilen daha ciddi göz alerjileri de mevcuttur. Ayrıca göz tansiyonu gibi farklı göz hastalıkları nedeniyle kullanılan bazı damlalar da alerjik reaksiyonlara sebep olabilir. Kontakt lens kullanıcılarında ise lens materyali veya lens solüsyonuna karşı alerjik reaksiyonlar görülebilir. Yoğun kaşıntı ve lens kullanımına uyumsuzluk ile kendini gösterir.
Alerji nedeni nasıl belirlenir?
Cilt alerjileri testlerle teşhis edilebilirken, göz alerjilerinin nedenini kesin olarak belirlemek her zaman mümkün değildir. Belirtilerin başlangıç zamanı, kişinin temas ettiği maddeler, çevresel faktörler ve kullanılan kozmetik ürünler göz önünde bulundurularak bir değerlendirme yapılabilir. Alerjiye neden olan etken tespit edilirse, bununla teması kesmek en önemli adımdır.
Tedavi yöntemleri ve alınabilecek önlemler
Halk arasında yanlış bilinen, göz alerjisi olduğu düşünülerek kulaktan dolma bilgilerle ve göz doktoruna danışılmadan uygulanan yöntemler hastalığın tedavisini geciktirebiliyor ve daha büyük sorunlarla karşılaşılmasına neden olabiliyor. Gözleri çayla yıkamak, göz hekimine danışmadan bilinçsizce damla kullanmak, alerjiyi geçirmek yerine tahrişi artırabiliyor. Ayrıca her göz kızarıklığının alerji olmadığı, enfeksiyon gibi farklı hastalıkların da benzer bulgular gösterebileceği unutulmamalı.
Göz alerjileri, genellikle göz damlaları kullanılarak tedavi edilebilir. Günümüzde oldukça etkili damlalar bulunmakta olup, bazı durumlarda ağızdan alınan ilaçlar da tedaviye eklenebilir. Ancak teşhis ve tedavi uygulanmadığında, uzun vadede ciddi göz sorunları gelişebilir. Özellikle çocukluk çağında tedavi edilmeyen göz alerjileri, sürekli kaşıma nedeniyle korneada incelmeye ve öne doğru bombeleşmeye (keratokonus) yol açabilir. Bu da genç yaşta görme kaybına neden olabilecek ciddi bir hastalıktır. Bunun yanı sıra, genetik yatkınlığı olan bireylerde görülen vernal ve atopik keratokonjonktivit gibi daha ağır vakalar, korneada ülser ve kesifleşmeye sebep olabilir. Bu durum kalıcı görme kayıplarına yol açabilir.