Kılıç: “Silahsızlanma ve Barış Hukuki Reformlarla Güvence Altına Alınmalıdır”

İnsan Hakları Derneği (İHD) Kars Şube Başkanı Güldane Kılıç, çatışmasızlık ve silahsızlanma ile ilgili basın açıklaması yaptı.

İnsan Hakları Derneği (İHD) Kars Şubesinde düzenlenen basın açıklamasında Kılıç şunları söyledi;

"Türkiye, Kürt meselesinin demokratik ve barışçıl çözümü konusunda toplumun tüm kesimlerinde büyük bir umut yaratan, ancak bir yandan da belirsizliklerle örtülü tarihi bir süreçten geçmektedir. 1 Ekim 2024 tarihinde başlayan süreç, PKK’nin silah bırakma ve kendini feshetme kararıyla somut bir aşamaya evrilmiş, silahların susmasıyla birlikte gelişen diyalog kanalları tüm hak savunucuları ve toplum tarafından memnuniyetle karşılanmıştır.

İnsan Hakları Derneği olarak, silahların susmasının ve çatışmalı ortamdan kaynaklı yaşam hakkı ihlallerinin ortadan kalkmasının tek başına bütün halkların barış fikri etrafında bir araya gelmesi için yeterli bir neden olduğu kanaatindeyiz. Bununla birlikte, hukuksal reformlarla desteklenemeyen ve hukuki bir güvenceye bağlanmayan müzakere süreçlerinin kalıcı barışla sonuçlanması da mümkün görünmemektedir. Nitekim 2013–2015 yılları arasında yürütülen çözüm sürecinin başarısızlıkla sonuçlanmasının sebeplerinden biri de hiç kuşkusuz sürecin gereklerine dair hukuki ve idari reformların hayata geçirilmemesiydi.

Türkiye’nin yakın geçmişteki başarısız çözüm girişimi ve dünya örnekleri gözetildiğinde barış sürecinin kesintiye uğramaması ve nihai olarak da başarıya ulaşması için gerekli reformların hızlıca hayata geçirilmesi hayati önem taşımaktadır. Mevcut durumda fiili silahsızlanma iradesine karşılık, devletin bu iradeyi destekleyecek "geçiş dönemi yasalarını" hayata geçirme konusunda söylem düzeyinde kalan bazı beyanlar haricinde süreci tahkim edecek somut adımlara dönüşmemiştir. Dünyadaki çatışma çözümü deneyimleri göstermiştir ki; hukuki ve idari reformlarla desteklenmeyen, yasal statüye kavuşturulmayan müzakere girişimleri, tekrarlanma ve eskiye dönüş riski taşımaktadır.

Kürt Meselesinin çözümü konusunda önemli bir adım olarak değerlendirdiğimiz TBMM Milli Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun, nihai raporunu tamamlayıp Meclise sunmasının üzerinden iki ayı aşkın bir süre geçmiştir. Siyasi aktörler yapılması planlanan reformlara dair bayram sonrasını işaret etmesine rağmen bugüne kadar hiçbir adımın atılmamış olması endişe vericidir. 2025 yılı içerisinde de muğlak da olsa çeşitli zaman dilimlerine infaz yasası başta olmak üzere bazı yasal düzenlemelere işaret edilmiş ancak her defasında ulusal ve bölgesel gelişmeler gerekçe gösterilerek geri adım atılmıştır.

Hükümet, Kürt Meselesinin çözümünü konjonktürel bir zorunluluktan ziyade temel hak ve özgürlükler perspektifinden stratejik bir bakış açısıyla ele almalıdır. Bu bağlamda süreç, yalnızca bir güvenlik veya teknik silahsızlanma meselesi olarak değil, Türkiye’nin demokratikleşme kapasitesini güçlendirme, kalıcı iç barışı kurma iradesi ve nihayet bölgesel krizler karşısında ulusal ve bölgesel istikrar üretme becerisini de kapsayacak bir şekilde düzenlenmelidir.

Dünya deneyimleri, çatışma çözümlerinin en zor ve uzun süren aşamasının “silahsızlanma” aşaması olduğunu göstermiştir. Buna karşılık Türkiye’de bu evre sorunsuz bir şekilde ve sürecin hemen başında gerçekleşmiş, devletin bu aşamayı tahkim edecek düzenlemeler yapması beklenmektedir. Fiili olarak sağlanan silahsızlanma, başkaca teyit ve tespit koşuluna bağlanmaksızın, yasal adımlarla güvence altına alınmalıdır. Hükümet zaman geçirmeden ve muhtemel yol kazalarına mahal vermeden PKK’nin silahsızlanma kararını tahkim edecek adımlar atmalı ve bu konuda ivedilikle gerekli yasal düzenlemeleri yapmalıdır. Bu kapsamda;

PKK’nin silah bırakmasına ilişkin çerçeve yasa, daha fazla ertelenmeden en kısa zamanda çıkarılmalı ve aşağıdaki hususları içermelidir. Bu yasa:

Yasa geniş ve kapsamlı olmalı, çatışmanın bütün sonuçlarını tamamen bertaraf etme amacı taşımalıdır. Bütünlükçü bir bakışla kaleme alınmalı, açık ve ölçülebilir bir amaç taşımalıdır. Yasa kapsamına aldığı grupları açıklıkça belirmeli ve bunu yaparken grup üyelerinden hiçbirinin dışarıda bırakılmamasına özen göstermelidir.

Yasa metni açık, yoruma kapalı ve öngörülebilir olmalı, infaz ve dönüş süreçlerinde idari ve hukuki keyfiliği önleyecek kesinlikler ve güvenceler içermelidir.

Silah bırakanların eğitim, sağlık, istihdam ve benzeri alanlardaki gereksinimlerini karşılamak üzere destek mekanizmaları kurmalıdır.

Bu yasanın uygulanmasını izlemek üzere TBMM bünyesinde tıpkı TBMM Milli Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu örneğinde olduğu gibi tüm siyasi partilerin katılımıyla bir “İzleme ve Denetleme Komisyonu” oluşturulmalıdır. Bu komisyon, belli aralıklarla hazırladığı raporları Meclis’e sunmalıdır. Bu Komisyon sivil toplum örgütlerinin katılımına açık, somut ve süreklilik arz eden bir çalışma yöntemi geliştirmelidir.

İHD olarak kalıcı barışın ve demokratik bir düzenin inşası için bütün siyasi mahpusları özgürlüklerine kavuşturacak bir yasal düzenlemenin yapılmasını talep ediyoruz. Demokratik bir toplum düzeni ve güvenli bir gelecek ancak geçmişle yüzleşme, hakikat ve onarım süreçlerinin işletilmesi ile mümkün olacaktır. Bu bağlamda tarafların sivillere karşı işlediği suçlar bakımından hakikat, adalet ve onarımı odağına alan koşullu sorumluluk mekanizmaları kurulmalı ve etkin bir şekilde işletilmelidir.

TBMM Milli Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu tarafından meclise sunulan nihai raporun 7. Bölümünde belirtilen tüm demokratikleşme adımları ivedilikle hayata geçirilmelidir. Bu kapsamda:

Hukuk devletinin yeniden inşası ve hukuki güvenlik ilkesi gereğince AİHM ve AYM kararlarının gereği yerine getirilmelidir.

Kayyım uygulamasına son verilerek kayyım atanan belediyelerin seçilmiş başkanları görevlerine iade edilmelidir.

Yaşam hakkı tehdidi ve birçok ihlal ile karşı karşıya olan hasta mahpuslar derhal serbest bırakılmalı bu konuda yasal ve idari reformlar gerçekleştirilmelidir.

Mahpusların tahliyelerini keyfi bir şekilde engelleyen İdare ve Gözlem Kurulları kaldırılmalı, mahpusların infaz süreleri kanunla belirlenmeli, mahpusların denetimli serbestlik hakkından yararlanmalarını engelleyen ve açık cezaevine ayrılma taleplerinin reddeden keyfi ve gayri-hukuki tutumlara son verilmelidir.

Belediye Başkanları, siyasi aktörler ve gazeteciler ve sivil toplum örgütü temsilcilerine yönelik yargısal tacizden vazgeçilmeli, tutuksuz yargılama bütün yargısal süreçlerde esas alınmalıdır.

KHK ile işten atılan memur ve işçiler göreve iade edilmelidir.

Terörle Mücadele Kanunu (TMK) kaldırılmalı, TCK ve ilgili mevzuatın AİHM ve AYM kararları doğrultusunda öngörülebilirlik ve kanuni belirlilik ilkesi çerçevesinde yeniden düzenlenmelidir.

İnsan Hakları Derneği olarak, çatışmasızlık ve silahsızlanma ile elde edilen bu tarihi fırsatın kalıcı bir barışa dönüşmesi için siyasi ve hukuki adımların mümkün olan en kısa süre içinde hayata geçirilmesi talebimizi yineliyoruz."

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Kars Haberleri