Kars’ta Kafkas Üniversitesi Dede Korkut Eğitim Fakültesi Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ahmet Özmen, yeni eğitim öğretim dönemiyle birlikte başlayan okula dönüş sürecinin yalnızca öğrencileri değil, anne babaları ve öğretmenleri de etkilediğini belirtti. Özmen, çocukların karşılaştıkları sorunları onların yerine çözmek yerine, kendi çözüm yollarını bulmalarına destek olunması gerektiğini vurguladı.
Yeni eğitim öğretim döneminin başlamasıyla öğrenciler için yeniden okul zamanı geldi. Kafkas Üniversitesi Dede Korkut Eğitim Fakültesi Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Anabilim Dalından Doç. Dr. Ahmet Özmen, yaz tatilinin ardından okula dönüş sürecinde çocukların ve ailelerin yaşayabileceği değişimlere dikkat çekerek anne babalara önemli tavsiyelerde bulundu.
Özmen, okula dönüş heyecanının anne babaları, öğrencileri ve öğretmenleri etkilediğini belirterek, bu sürecin doğru yönetilmesinin önemine işaret etti. Tatil boyunca rutinlerin, duyguların, düşüncelerin ve beklentilerin değiştiğini ifade eden Özmen, yeni eğitim öğretim yılının öğrencilere, ailelere ve tüm eğitim çalışanlarına sağlık ve başarı getirmesini diledi.
“Çocuklarımız değişiyor”
Aileyi bir sistem olarak değerlendiren Özmen, okula dönüş döneminin bütün ailenin rutinlerinde, duygularında ve beklentilerinde değişimi beraberinde getirdiğini ifade etti.
Çocukların gelişim süreçleri boyunca değiştiğini ancak anne ve babalarının desteğine duydukları ihtiyacın devam ettiğini belirten Özmen, bu desteğin yaşa ve gelişim dönemine göre farklı şekillerde ortaya çıkabileceğini söyledi.
Çocuğun elinden tutmaktan çantasını hazırlamasına yardım etmeye, unuttuğu bir proje çalışmasını yetiştirmekten ödev yaparken yanında bulunmaya kadar desteğin birçok biçimi olabileceğine dikkat çeken Özmen, anne babaların temel rolünü şöyle özetledi:
“Bizim rolümüz onların büyümelerine yardım etmek, yollarını çizmelerinde onlara destek olmak, ama en önemlisi de kendilerine yaşamda alan tanırken, onların her daim yanlarında olduğumuzu bilecekleri kadar yakın olmaktır.”
Özmen, ebeveyn sıcaklığı, tutarlı rutinler ve iş birliğine dayalı sorun çözme yaklaşımlarının çocukların okula dönüş sürecindeki kaygıları açısından önemli olduğuna dikkat çekti. Değişimin öngörülebilirlik, destek ve net beklentilerle yönetilmesinin çocukların uyumunu kolaylaştırabileceğini, ani ve aşırı baskı içeren süreçlerin ise stresi artırabileceğini ifade etti.
Okula yeni başlayan çocuklara zaman tanıyın
Özellikle okula yeni başlayan küçük çocuklar açısından okulun büyük ölçüde bilinmezliklerle dolu olabileceğini belirten Özmen, günlük rutini henüz tam olarak kavrayamayan çocukların küçük sorunlara dahi yoğun duygusal tepkiler verebileceğini söyledi.
Bu durumun normal ve beklenen bir süreç olabileceğini ifade eden Özmen, anne babaların hemen ümitsizliğe kapılmaması gerektiğini belirterek, hem kendilerine hem de çocuklarına zaman tanımalarını önerdi.
Okula önceden hazırlık yapmanın önemine değinen Özmen, kıyafetleri seçmenin ve okul çantasını çocukla birlikte hazırlamanın uyumu kolaylaştırabileceğini kaydetti. Çantaya hangi oyuncağın konulacağı ya da sabah hazırlanma sırasının nasıl olacağı gibi küçük konularda çocuklara seçim hakkı tanınmasının da kendilerini daha iyi hissetmelerine yardımcı olabileceğini ifade etti.
Çocuklara okulda sırada ne olacağı konusunda basit ve anlaşılır bilgiler verilmesinin de yararlı olacağını belirten Özmen, “Okula girdikten sonra ne olacak?”, “Sınıf nasıl bir yer?” ve “Öğle yemeğinde ne var?” gibi günlük konuların önceden konuşulmasının çocukların kendilerini daha güvende ve huzurlu hissetmelerine katkı sağlayabileceğini dile getirdi.
Ergenlik döneminde yaklaşım değişmeli
Ergenlik dönemindeki çocukların aile sisteminin dışına çıkarak kendi kimliklerini oluşturmaya başladıklarını belirten Özmen, bu sürecin yeni arkadaşlıkları, baskı ve stres kaynaklarını, riskleri ve kişinin kendisini keşfetmesini beraberinde getirdiğini söyledi.
Anne babaların çocuklarının yaşamlarında hiçbir zorlukla karşılaşmamasını sağlamalarının mümkün olmadığını ifade eden Özmen, asıl önemli olanın karşılaşılan sorunlarla mücadele edebilmek için gerekli becerileri kazanmalarına yardımcı olmak olduğunu vurguladı.
Çocukların karşısındaki her engeli ortadan kaldırmaya çalışmak yerine onlara sorun çözme pratiği yapabilecekleri ve öz yeterlilik geliştirebilecekleri fırsatlar sunulması gerektiğini kaydeden Özmen, anne babalara şu önemli ayrımı hatırlattı:
“Destek olmak ile kurtarıcılığa soyunmayı birbirinden ayırmamız gerekir.”
Özmen, destek olmayı, “Bunu yapabileceğine inanıyorum ve bana ihtiyacın olursa buradayım” yaklaşımıyla açıklarken, kurtarıcı yaklaşımın ise “Bunun üstesinden gelebileceğini sanmıyorum, o yüzden bırak ben senin yerine yapayım” düşüncesine dayandığını ifade etti.
Sağlıklı olan yaklaşımın çocukların yerine sorunları çözmek değil, yaşam boyunca onlara destek olmak olduğunu vurguladı.
Ergenlerle sadece okul hakkında konuşmayın
Ergenlerle sağlıklı iletişimin yollarından birinin, yalnızca okul veya yapılması gereken sorumluluklar üzerinden konuşmamak olduğunu belirten Özmen, anne babaların çocuklarının hobilerine ve ilgi alanlarına merak göstermelerini önerdi.
Çocuklarla bir aradayken üzerlerinde baskı hissetmeyecekleri samimi sohbetler yapılmasının önemine işaret eden Özmen, gençlerin çoğu zaman kendilerini bu tür anlarda daha açık ifade edebildiğini belirtti.
“Amaç yolu onlar için kolaylaştırmak değildir”
Bir öğrenciyi okula uğurlamanın hem çocuklar hem de anne babalar açısından kendine özgü bir geçiş süreci olduğunu ifade eden Özmen, öğrenciler açısından akademik, sosyal ve duygusal değişimlerin yaşandığını, ebeveynler açısından ise farklı duyguların bir arada hissedilebildiğini söyledi.
Özmen, anne babaların çocuklarının karşısına çıkan her sorunu çözmeye çalışmamaları gerektiğini vurgulayarak, “Amaç, yolu onlar için kolaylaştırmak değildir. Amaç; her zaman güvenli bir sığınakları olduğunu bilerek kendilerine güvenmelerine ve inanmalarına yardımcı olmaktır” ifadelerini kullandı.
Çocukların yaşadığı bir sorun karşısında hemen çözüm üretmek veya onları kurtarmaya çalışmak yerine öncelikle iyi bir bağ kurulmasını öneren Özmen, anne babalara üç temel adım önerdi:
- Çocukla samimi bir iletişim kurun ve onu dinlemeye hazır olduğunuzu gösterin.
- Gerçekte neler yaşandığını anlamaya çalışın; yargılamadan dinleyin, sözünü kesmeyin ve duygularını anlamaya çalışın.
- Atacağı bir sonraki küçük adımı kendisinin bulabilmesi için onu güçlendirin. “Sen bu konuda ne dersin?”, “Nasıl bir fikrin var?” ve “Sence nasıl çözeriz?” gibi sorular yöneltin.
Anne babaların kullanabileceği ifadeler
Özmen, çocuklarla iletişimde işe yarayabilecek bazı ifadeleri de paylaştı.
“Sana inanıyorum.” ifadesinin çocuğun vardığı sonuçla aynı fikirde olmak anlamına gelmediğini belirten Özmen, burada asıl önemli olanın çocuğun yaşadığı duyguya inanıldığını hissettirmek olduğunu söyledi.
“Durumu bana biraz anlat, gözümde canlandırmama yardım et.” ifadesiyle hemen çözüme odaklanmak yerine çocuğun yaşadıklarını ve hissettiklerini anlatmasına fırsat verilmesini önerdi.
“Söylediklerinden anladığım şu ki...” şeklindeki yaklaşımın ise çocuğa dinlendiğini hissettirebileceğini kaydetti.
Özmen ayrıca “Durumu daha da kötüleştirmeyecek ne yapabilirim?” sorusunun, çocuğa kontrol hissi verirken anne babanın amacının kontrolü ele geçirmek değil, destek olmak olduğunu göstermesi açısından önemli olduğunu ifade etti.
Anne babalar kendi esenliğini de ihmal etmemeli
Çocuklara sağlıklı şekilde destek olabilmek için anne babaların kendi esenliğine de dikkat etmesi gerektiğini belirten Özmen, dinlenmek, yalnız kalmak veya hareket etmek gibi küçük imkanların dahi önemli olduğunu söyledi.
Anne babaların kendilerini iyi hissetmelerinin, çocuklarının yanında daha bilinçli ve sabırlı şekilde bulunabilmelerine yardımcı olacağını ifade etti.
“Okula güvenin”
Okula dönüş veya okula başlama sürecinin herkes için geçerli tek bir doğru yolu olmadığını vurgulayan Doç. Dr. Ahmet Özmen, her çocuğun ve her ailenin kendi dinamiklerine uygun bir yol izlemesi gerektiğini belirtti.
Her şeyin en başından çözülmüş veya planlanmış olmasının gerekmediğini ifade eden Özmen, ailelere “Okula güvenin” çağrısında bulundu.
Özmen, değerlendirmesini şu ifadelerle tamamladı:
“Okul normalleştirir…
Okul düzeltir…
Okul geliştirir…
Okul değiştirir…
Okul iyileştirir…”
Yeni eğitim öğretim yılının tüm çocuklar için hayırlara vesile olmasını temenni etti