Avrupa Birliği'nin finansal desteğiyle, uzun yıllardır Türkiye-Ermenistan ve Azerbaycan-Ermenistan diyaloğu üzerine çalışmalar yürüten Imagine Center for Conflict Transformation ile Caucasus Edition tarafından hayata geçirilen Türkiye-Ermenistan Medya Diyalog ve Değişim Programı, iki ülkeden gazetecileri Kars'ta bir araya getirdi.
Medya kuruluşları arasında kurumsal iş birliklerinin geliştirilmesini, gazeteciler arasında doğrudan iletişimin kurulmasını ve karşılıklı güven ortamının güçlendirilmesini amaçlayan programın ikinci etabı kapsamında Ermenistan'dan gelen 8 kişilik gazeteci heyeti, Kars'ın tarihi ve kültürel mirasını yerinde inceleme fırsatı buldu.
Program kapsamında UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer alan Ani Ören Yeri'ni ziyaret eden Türk ve Ermeni gazeteciler, bölgenin tarihi ve mimari dokusu hakkında yetkililerden bilgi aldı. Tarih kitaplarında yıllardır okudukları Ani Antik Kenti'ni ilk kez yakından gören Ermeni gazeteciler, ziyaret sırasında duygusal anlar yaşadı.
Kars merkeze 42 kilometre uzaklıkta, Ocaklı Köyü sınırları içerisinde ve Türkiye-Ermenistan sınırını oluşturan Arpaçay'ın batı yakasında yer alan Ani, binlerce yıllık geçmişiyle Anadolu'nun en önemli tarihi yerleşimlerinden biri olarak kabul ediliyor. Volkanik tüf tabakası üzerine kurulan ortaçağ kenti, İpek Yolu üzerinde bulunması sayesinde yüzyıllar boyunca önemli bir ticaret ve kültür merkezi olarak öne çıktı. Tarihinin M.Ö. 5000'li yıllara kadar uzandığı değerlendirilen Ani, Temmuz 2016'da UNESCO Dünya Mirası Listesi'ne dahil edilerek uluslararası düzeyde koruma altına alındı.
Gazeteciler, ziyaretleri sırasında Ani'de bulunan tarihi yapıları ve kentin mimari mirasını yakından inceleyerek çok sayıda görüntü aldı. Heyet ayrıca, 4 Mayıs'ta Türkiye ile Ermenistan arasında ortak restorasyonu konusunda mutabakat zaptı imzalanan tarihi İpek Yolu Köprüsü'nde de incelemelerde bulunarak yürütülmesi planlanan restorasyon süreci hakkında bilgi edindi.
Ani Ören Yeri ziyareti, hem Kars'ın kültürel mirasının tanıtımına katkı sundu hem de Türkiye ile Ermenistan arasında devam eden normalleşme sürecinde kültürel mirasın ortak değer olarak öne çıkabileceğini bir kez daha gözler önüne serdi.