Kars’ta düzenlenen 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü anma etkinlikleri, coşkulu ve geniş katılımlı programlarla gerçekleştirildi. Kars Bedesteni önünden başlayan bayraklı kortej yürüyüşü ve araç konvoyunun ardından yüzlerce vatandaş, anma töreninin yapılacağı demokrasi meydanına ulaştı.
Saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı'nın okunmasıyla başlayan program, Kur'an-ı Kerim tilavetiyle devam etti. Protokol üyeleri yaptıkları konuşmalarda milli birlik, beraberlik ve kararlılık mesajları verdi.
Kürsüye ilk olarak çıkan Kars Belediye Başkanı Prof. Dr. Ötüken Senger, Türk milletinin esareti asla kabul etmeyeceğini belirterek şunları söyledi:
“Bugün Türk milletinin istiklaline, istikbaline ve devletine sahip çıkışının onuncu yıl dönümünde aynı inanç, aynı ruh ve aynı kararlılıkla bir araya gelmiş bulunuyoruz. On yıl önce bu aziz millet, tarih boyunca defalarca yaptığı gibi, devletine yönelen ihanete karşı göğsünü siper etmiş; tankın, tüfeğin ve bombaların karşısına yalnızca imanıyla, cesaretiyle ve vatan sevgisiyle dikilmiştir. O gece yazılan destan, yalnızca bir darbe girişiminin önlenmesi değil; Türk milletinin esareti asla kabul etmeyeceğinin bütün dünyaya ilanıdır. 15 Temmuz gecesi Kars da bu ihanetin en ağır şekilde hissedildiği şehirlerden biri olmuştur. Sokaklarımızda milletimizin vergileriyle alınan tanklar yürütülmüş, silahlar kendi insanımıza çevrilmiştir. Ancak Kars halkı; kökeni, mezhebi, siyasi görüşü ne olursa olsun tek yürek olmuş, ay yıldızlı bayrağın gölgesinde birleşmiş ve millî iradeye uzanan kirli elleri geri püskürtmüştür. Çünkü bu millet, Malazgirt'in ruhunu taşıyan millettir. Bu millet, Çanakkale'de "Çanakkale Geçilmez" dedirten millettir. Bu millet, Sakarya'da, Dumlupınar'da, Kars'ta, Sarıkamış'ta vatan uğruna can vermeyi şeref bilen millettir. Ve bu millet, 15 Temmuz gecesi de aynı ruhla ayağa kalkmış, "Söz konusu vatansa gerisi teferruattır." diyerek tarihine bir destan daha eklemiştir. Biz biliyoruz ki Türk milleti söz konusu olduğunda hesaplar değil, fedakârlık konuşur; korku değil cesaret konuşur, ayrılıklar değil birlik konuşur. Çünkü bizim medeniyetimizde Devlet Ebed Müddettir. Çünkü bizim inancımızda toprak, uğruna can verilirse vatandır. Çünkü bizim tarihimizde esaret değil, hürriyet vardır. Türk milleti, bin yıldır bu coğrafyada bedel ödeyerek kurduğu devletini dün nasıl koruduysa, bugün de yarın da aynı kararlılıkla koruyacaktır. Çünkü bu topraklar sıradan bir coğrafya değildir. Bu toprakların her karışı şehit kanıyla sulanmıştır. Bu bayrak rastgele bir kumaş parçası değildir. Bu bayrak, uğruna can verilen aziz şehitlerimizin emanetidir. Bugün, hain darbe girişiminin üzerinden tam on yıl geçti. Aradan geçen zaman acımızı hafifletmemiş; aksine hafızamızı daha da diri tutmuştur. Çünkü biz unutanlardan değil, tarihinden ders çıkaran bir milletiz. Bizler, ecdadımızdan devraldığımız bu kutsal vatanı, ay yıldızlı al bayrağımızı ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni sonsuza kadar yaşatma iradesine sahibiz. Ne içeriden ne dışarıdan hiçbir güç; ezanımızı susturamayacak, bayrağımızı indirecek, devletimizi bölecek ve Türk milletini diz çöktürecek kudrete asla sahip olamayacaktır. Sözlerime son verirken, başta o gece Gölbaşı Özel Harekât Daire Başkanlığında şehit düşen kahraman polislerimiz olmak üzere, 15 Temmuz'un bütün şehitlerini, istiklal mücadelemizin tüm kahramanlarını rahmet, minnet ve şükranla anıyorum. Rabbim milletimize bir daha böyle bir ihanet yaşatmasın. Allah devletimizi daim, milletimizi aziz, birliğimizi ve kardeşliğimizi kaim eylesin.” dedi.
AK Parti Kars Milletvekili Adem Çalkın ise, “Bazı milletler tarih yazar. Bazı milletler ise tarihin yazdığı milletler olur. Türk milleti, tarih yazan bir millettir. Çünkü bizim tarihimiz yalnızca savaşların tarihi değildir. Bizim tarihimiz; imanla yoğrulmuş bir vicdanın, adaletle kurulmuş bir devletin ve vatan uğruna gözünü kırpmadan can veren insanların tarihidir. Kars’a her baktığımda ben yalnızca bir şehir görmüyorum. Ben bin yıllık bir emaneti görüyorum. Bu topraklarda Sultan Alparslan’ın atının nal sesi vardır. Bu topraklarda Harakânî Hazretlerinin duası vardır. Bu topraklarda Sarıkamış’ın karı kadar temiz bir iman vardır. Bu topraklarda Cenubî Garbî Kafkas Hükûmeti’nin “Millet kendi kaderine sahip çıkar.” diyen hürriyet iradesi vardır. İşte onun için Kars, sadece bir sınır şehri değildir. Kars, bu milletin hafızasıdır. Kars, Anadolu’nun vicdanıdır, hür sesidir. Tarih boyunca bu milleti yenmek isteyenler önce ordularıyla geldiler. Başaramadılar. Sonra sınırlarımızı zorladılar. Başaramadılar. En sonunda anladılar ki Türk Milletini dışarıdan yıkmak mümkün değildir. Bu defa içeriden yıkmaya kalktılar. İhaneti dostluk gibi gösterdiler. Fitneyi hizmet gibi sundular. İstismarı din kisvesine büründürdüler. Haşhaşiler, Hasan Sabbah nasıl gençlerin inancını kendi emelleri için kullandıysa, FETÖ de aynı karanlık yöntemi kullandı. Kur’an’ı, Peygamber Efendimizin adını kullandı. Okulu, sohbeti, insanın en temiz duygularını kullandı. Ama unuttukları bir hakikat vardı. Bu milletin mayasında Üstad Harakânî vardı. Bu milletin ruhunda Sultan Alparslan vardı. Bu milletin karakterinde istiklal, hürriyet vardı. Ve bu milletin duasında Allah’a teslimiyet vardı. Sonra… Takvimler 15 Temmuz 2016’yı gösterdi. O gece yalnızca bir darbe girişimi yaşanmadı. O gece bağımsızlığı hedef alındı. Türkiye Büyük Millet Meclisi bombalandı. Cumhurbaşkanımıza suikast düzenlendi. Milletin tankı millete çevrildi. Milletin silahı millete doğrultuldu. Fakat o gece tarihin yönünü değiştiren bir cümle kuruldu. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan şöyle dedi: “Milletimizi meydanlara davet ediyorum.” İşte o cümle, milyonlarca insanın yüreğinde yankı buldu. Çünkü liderlik, en zor anda milletiyle aynı kaderi paylaşabilmektir. Çünkü liderlik, korkunun yayıldığı bir gecede millete cesaret verebilmektir. Cumhurbaşkanımızın çağrısıyla meydanlara çıkanlar, yalnızca bir Cumhurbaşkanını korumaya gitmedi. Devletine, bayrağına, ezanına, çocuklarının geleceğine sahip çıkmaya gitti. Ve işte tam burada Kars bir kez daha tarih yazdı. O gece bu şehir, nüfusuna oranla en fazla tankın çıkarıldığı şehirlerden biri oldu. On altı tank… Onlarca zırhlı araç… Yüzlerce silahlı darbeci… Belediyenin anons sistemi ele geçirilmiş… Şehrin önemli noktaları kuşatılmıştı. Ama onlar Kars’ı tanımıyordu. Onlar Harakânî’nin torunlarını tanımıyordu. Onlar bu şehrin istiklal karakterini bilmiyordu. Darbe haberini alır almaz teşkilatımızla birlikte parti binamızı açtık. İlçe Başkanlarımızı aradık. Tek bir cümle söyledik: “Allah’ın izniyle bu işin altından kalkacağız.” Emniyet Müdürlüğümüzün önüne gittik. Orada milletimizin iradesini savunduk. Devletimizin yanında dimdik durduk. O gece görevini büyük bir cesaretle yerine getiren serhat şehrimizde görev yapan, Valimiz Sayın Rahmi Doğan’a ve Emniyet Müdürümüz Sayın Faruk Karaduman’a huzurlarınızda şükranlarımı sunuyorum. Allah kendilerinden razı olsun. Sonrasında… Cumhurbaşkanımızın çağrısıyla Kars ayağa kalktı. Kadınlar geldi. Gençler geldi. Yaşlılar geldi. Esnaf geldi. Çiftçi geldi. Milletimizin elinde silahtan daha güçlü bir şey vardı: İman… Ve ay yıldızlı bayrak… İşte o gece ben bir gerçeği gördüm. Tankın karşısında duran insanın gücü kasından gelmiyordu. İnancından geliyordu. Cesaretinden geliyordu. Allah’a olan teslimiyetinden geliyordu. 15 Temmuz bize şunu öğretti: Bir milleti ayakta tutan sadece ordusu değildir. Bir milleti ayakta tutan; ortak hafızası, ortak duası ve ortak vicdanıdır. Bugün bize düşen görev; sadece 15 Temmuz’u anmak değildir. Üstad Harakânî’nin emanetini yaşatmaktır. Sultan Alparslan’ın emanetini korumaktır. Cenubî Garbî Kafkas Hükûmeti’nin bağımsızlık iradesini gelecek nesillere aktarmaktır. Türkiye Yüzyılı’nı; bilimde, teknolojide, savunmada, üretimde ve demokraside daha güçlü bir şekilde inşa etmektir. Çünkü şehitlerimize ödeyebileceğimiz en büyük vefa, güçlü bir Türkiye bırakmaktır. Sözlerime son verirken; Başta 15 Temmuz şehitlerimiz olmak üzere, bu aziz vatan uğruna toprağa düşen bütün kahramanlarımızı rahmetle yâd ediyorum. Gazilerimize şükranlarımızı sunuyorum. Rabbim birliğimizi, beraberliğimiz daim eylesin. Devletimizi ebed müddet payidar eylesin. Bayrağımızı göklerden indirmesin. Ezanlarımızı bu semalardan hep inletsin… Cenab-ı Allah bu Aziz Millete bir daha 15 Temmuz gibi ihanet geceleri yaşatmasın.” ifadesini kullandı.
Vali Ziya Polat ise, “Bugün burada; milletimizin istiklaline, istikbaline ve millî iradesine kasteden hain darbe girişiminin 10’uncu yıl dönümünde, 15 Temmuz Demokrasi ve Millî Birlik Günü vesilesiyle bir araya gelmiş bulunuyoruz. On yıl önce bu gece, bu toprakların bin yıllık kardeşliğine, devletimizin bekasına, milletimizin iradesine ve geleceğimize kasteden hain bir ihanet şebekesi, milletimizin silahını yine milletimize doğrulttu. Gazi Meclisimiz bombalandı, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi hedef alındı, emniyet teşkilatımız saldırıya uğradı, sokaklarda tanklar yürüdü, uçaklar alçaktan uçtu, kurşunlar masum insanlarımızı hedef aldı. Ancak hesap edemedikleri bir gerçek vardı; bu millet, tarih boyunca olduğu gibi o gece de diz çökmeyecekti. Çünkü bu millet; Malazgirt'te Sultan Alparslan'ın ordusuydu, Çanakkale'de Seyit Onbaşı'nın iman gücüydü. Sakarya'da Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün "Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır." diyerek milletine duyduğu güvendi. Ve 15 Temmuz gecesi; milyonlarca insanın tek yürek, tek bilek olarak meydanlara akın ettiği büyük Türkiye'nin ta kendisiydi. 15 Temmuz 2016 gecesi, Aziz Milletimiz yalnızca bir darbe teşebbüsünü bertaraf etmemiş; tarih boyunca hiçbir esareti kabul etmeyen karakterini, bağımsızlığa olan sarsılmaz bağlılığını ve demokrasiye olan inancını bütün dünyaya bir kez daha göstermiştir. Tanklara karşı imanını, silahlara karşı cesaretini, ihanete karşı ise birlik ruhunu ortaya koyan milletimiz, kendi kaderine yine kendisi yön vermiştir. O gece yazılan destan; sadece Türkiye Cumhuriyeti'nin demokrasi tarihine değil, milletimizin şanlı tarihine altın harflerle kazınmış büyük bir bağımsızlık destanıdır. Çünkü bu millet, söz konusu vatan olduğunda hiçbir tehdide boyun eğmeyeceğini, hiçbir vesayet odağına teslim olmayacağını tüm dünyaya ilan etmiştir. Gazi Kars, tarih boyunca vatan nöbetinin en ön safında yer almış; istiklal uğruna nice bedeller ödemiş kutsal bir şehirdir. Bu kadim şehir; Kazım Karabekir Paşa’nın, Gazi Ahmet Muhtar Paşa'nın kahramanlığını, Kanlı Tabya'nın destanını, şehitlerimizin emanetini yüreğinde taşıyan, sınırın bekçiliğini yapan asil insanların yurdudur. İşte bu sebeple 15 Temmuz'un anlamını en derinden hisseden illerden biri de Kars'tır. Çünkü Kars, bağımsızlığın ne demek olduğunu bilir. Bayrağın yere düşmemesi için verilen mücadeleyi bilir. Ezanın susmaması, vatanın bölünmemesi uğruna ödenen bedelleri bilir. Bu topraklarda yaşayan her bir vatandaşımız, tarih boyunca olduğu gibi 15 Temmuz gecesinde de millî iradenin yanında durmuş, devletine, bayrağına ve Cumhuriyetine sahip çıkmıştır. O gece Kars'ta yakılan demokrasi nöbetleri, serhatten yükselen birlik ve kardeşlik sesleri, milletimizin ortak vicdanının en güçlü yansımalarından biri olmuştur. 15 Temmuz hain darbe girişiminin üzerinden geçen on yıl, bizlere çok önemli bir hakikati göstermiştir. Türkiye Cumhuriyeti; millî iradesini koruyan, demokratik meşruiyetinden asla taviz vermeyen, güçlü kurumları ve güçlü milletiyle bugününe sahip çıkan büyük bir devlettir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde ortaya konulan kararlı duruş ve Aziz Milletimizin destansı direnişi sayesinde ülkemiz, sadece bir ihanet girişimini bertaraf etmekle kalmamış; geleceğine daha güçlü adımlarla yürüyen, birlik ve beraberliğini daha da pekiştiren bir devlet haline gelmiştir. Bugün Türkiye Yüzyılı hedefleri doğrultusunda; demokrasisini güçlendiren, kalkınmasını sürdüren ve geleceğini kendi iradesiyle inşa eden bir Türkiye vardır. İşte bu sebeple bu yılın anlamlı teması olan "İrade Bizim, Zafer Bizim!" yalnızca bir slogan değildir. Bu söz; 15 Temmuz gecesi meydanları dolduran milyonların ortak sesidir. Bu söz; Aziz Şehitlerimizin bize bıraktığı mukaddes emanettir. Bu söz; Kahraman Gazilerimizin cesaretidir. Bu söz; çocuklarımızın güvenle yaşayacağı güçlü Türkiye'nin teminatıdır. İrade bizimdir; çünkü bu devletin gerçek sahibi millettir. Zafer bizimdir; çünkü bu millet, tarih boyunca olduğu gibi gelecekte de hiçbir zaman esareti kabul etmeyecektir. Bizlere düşen en büyük sorumluluk; 15 Temmuz ruhunu diri tutmak, 15 Temmuz’u yalnızca anmak değil, anlamak; yalnızca hatırlamak değil, gelecek nesillere aktarmaktır. Çocuklarımızın hafızasında özgürlüğün kıymetini, demokrasinin değerini ve millî iradenin kutsiyetini canlı tutmaktır. Çünkü milletler, hafızaları kadar güçlüdür. Görevimiz; millî birlik ve beraberliğimizi her şartta muhafaza etmek, aynı bayrağın gölgesinde, aynı ezanın çağrısında ve aynı vatan sevgisinde kenetlenmeye devam etmektir. Çünkü biliyoruz ki; güçlü Türkiye'nin en sağlam temeli, milletimizin sarsılmaz iradesi ve kardeşliğidir. Ve inanıyorum ki bu Aziz Millet, tarihinden aldığı ilhamla geleceğini de aynı kararlılıkla inşa etmeye devam edecektir. Bu duygu ve düşüncelerle; 15 Temmuz Demokrasi ve Millî Birlik Günü'nde canlarını vatan uğruna feda eden Demokrasi Şehitlerimizi, tüm Aziz Şehitlerimizi ve ebediyete irtihal eden Kahraman Gazilerimizi rahmet, minnet ve şükranla yâd ediyor; hayatta olan gazilerimize sağlık ve huzur dolu ömürler diliyorum. Rabbim; birliğimizi daim, devletimizi kaim, bayrağımızı ebediyen semalarda dalgalandırmayı nasip etsin.” diye konuştu.
PROGRAM "DEMOKRASİ NÖBETİ" İLE TAÇLANDI
Protokol konuşmalarının ardından program; 15 Temmuz sinevizyon gösterimi, atletlerin gerçekleştirdiği 15 Temmuz koşusunun tamamlanarak şanlı sancağın Vali Ziya Polat'a takdim edilmesi, söyleşiler, kahramanlık türküleri ve ilahi dinletileriyle devam etti.
Karslıların yoğun katılım gösterdiği 10’uncu yıl anma programı, gece yarısı tutulmaya başlanan geleneksel "Demokrasi Nöbeti" ile sona erecek.













Kaynak:Volkan Güngör
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.