Kars'ta Spor Yeniden Ayağa Kalkmalı
Kars, geçmişte Türkiye'nin sporcu fabrikalarından biriydi. Özellikle atletizm, boks ve güreş branşlarında yetişen milli sporcular, hem ülkemizi uluslararası arenada temsil etti hem de Kars'ın adını başarıyla duyurdu. Bugün ise ne yazık ki aynı tabloyu görmek mümkün değil. Sadece atletizmde başarılı milli sporcularımız bulunuyor. Ama yeterli değil, sayıların daha fazla olması gerekiyor. Oysa bir zamanlar milli takım kamplarına sporcu gönderen şehir, bugün mahalle aralarında futbol oynayan çocuk bulmakta bile zorlanıyor.
Bu değişimin nedenlerini iyi analiz etmek gerekiyor. Çünkü sorun yalnızca spor tesislerinin eksikliği ya da teknolojinin çocukları ekran başına hapsetmesi değildir. Asıl mesele, çocukları küçük yaşta spora yönlendirecek sistemin zayıflamış olmasıdır.
Eskiden çocuklar okul çıkışında sokaklarda futbol oynar, boş arazilerde koşar, mahalle aralarında saatlerce oyun oynardı. Fark edilmeden yapılan bu fiziksel aktiviteler, geleceğin sporcularını hazırlayan doğal bir altyapıydı. Bugün ise çocukların büyük bölümü bilgisayar, telefon ve tablet başında vakit geçiriyor. Hareket eden değil, izleyen bir nesil yetişiyor.
Oysa spor yalnızca madalya kazanmak değildir. Spor; disiplin, özgüven, arkadaşlık, mücadele ruhu ve sağlıklı yaşam demektir. Spor yapan çocuk kötü alışkanlıklardan uzak kalır, derslerinde daha başarılı olur, sosyal yönü gelişir ve kendine güven kazanır.
Kars Valisi Ziya Polat'ın hemen her programda çocuklara verdiği mesaj bunun en güzel örneklerinden biridir. Vali Polat sürekli olarak, "Eğitiminizi ihmal etmeyin, okuyun ve mutlaka herhangi bir spor dalını lisanslı olarak yapın." çağrısında bulunuyor. Bu mesaj aslında sadece çocuklara değil; ailelere, öğretmenlere, antrenörlere ve tüm topluma verilmiş önemli bir çağrıdır.
Peki biz bu çağrının neresindeyiz?
Çocuklarımızı gerçekten sporun herhangi bir branşına yönlendirebiliyor muyuz?
Her mahallede futbol konuşuluyor ama kaç çocuk lisanslı futbol oynuyor? Atletizm, güreş, boks, judo, tekvando, voleybol, basketbol, yüzme, kayak ya da diğer branşlara kaç aile çocuğunu götürüyor? İşte asıl sorgulanması gereken konu budur.
Bu noktada en büyük sorumluluklardan biri okullara düşüyor. Çünkü çocukların yetenekleri ilk olarak okul ortamında fark edilir. Beden eğitimi öğretmenleri sadece ders saatini dolduran kişiler olmamalıdır. Öğrencilerin hangi branşa yatkın olduğunu gözlemlemeli, yetenekli çocukları ilgili kulüplere ve antrenörlere yönlendirmelidir.
Aynı şekilde Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü bünyesinde görev yapan antrenörler de sadece salonlara gelen çocuklarla yetinmemelidir. Okullarla sürekli iletişim kurulmalı, yetenek taramaları yapılmalı, köylere kadar ulaşılmalı ve her çocuğa spor yapma fırsatı sunulmalıdır.
Ailelere de önemli görevler düşüyor. Birçok veli, çocuklarının yalnızca ders çalışmasını istiyor. Oysa eğitim ile spor birbirinin rakibi değil, tamamlayıcısıdır. Dünyanın gelişmiş ülkelerinde çocuklar hem akademik eğitim alıyor hem de düzenli spor yapıyor. Çünkü spor yapan bireylerin hayatın her alanında daha başarılı olduğu bilimsel olarak da ortaya konulmuş durumda.
Yerel yönetimler, sivil toplum kuruluşları, spor kulüpleri ve iş insanları da bu sürecin önemli paydaşlarıdır. Mahallelerde küçük futbol sahaları, basketbol ve voleybol alanları, yürüyüş parkurları ve çocukların güvenle spor yapabileceği yaşam alanları artırılmalıdır. Düzenlenecek mahalle turnuvaları, okul ligleri ve yaz spor okulları sayesinde çocuklar yeniden sahalara dönebilir.
Kars'ın coğrafi yapısı birçok spor branşı için büyük avantaj sunuyor. Kış sporlarından atletizme, güreşten futbola kadar birçok branşta başarılı sporcular yetiştirebilecek potansiyele sahip olan bu şehir, geçmişte bunu defalarca kanıtladı. Önemli olan bu potansiyeli yeniden harekete geçirebilmektir.
Belki bugün mahalle aralarında top oynayan çocuk sayısı azalmış olabilir. Ancak doğru planlama, güçlü altyapı, bilinçli aileler, fedakar öğretmenler ve özverili antrenörlerle Kars yeniden milli sporcular yetiştiren bir şehir olabilir.
Çünkü geleceğin şampiyonları önce okul bahçelerinde, mahalle aralarında ve spor salonlarında yetişir. Bugün çocuklarımıza vereceğimiz spor kültürü, yarının başarı hikayelerini yazacaktır.
Artık sadece "Eskiden Kars'tan milli sporcular çıkıyordu." demek yerine, yeniden o başarıları konuşmanın zamanı gelmiştir. Bunun için herkese görev düşüyor. Çocuklarımızı ekranlardan kaldırıp sahalara, pistlere, salonlara ve sporun içine kazandırabilirsek; hem sağlıklı bir nesil yetiştirir hem de Kars'ın spor tarihine yeni başarılar ekleyebiliriz.
Kaynak:Haber Merkezi
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.