Ne oldu bize? Ne zaman bu kadar sevgisiz, bu kadar tahammülsüz olduk? Birbirimize değer vermeyi, saygı duymayı, halimizi hatırımızı
sormayı ne zaman unuttuk? Aynı sokaklarda yürüyen, aynı mahallede yaşayan, aynı havayı soluyan insanlar olarak birbirimize neden bu kadar yabancılaştık? Toplum olarak saygımızı, sevgimizi ve hoşgörümüzü kaybettik. Birbirimize değer vermeyi, anlayış göstermeyi ve tahammül etmeyi unuttuk. Kalplerimizi öfkeye ve nefrete esir ettik; hoşgörüden,
empatiden uzaklaştık. Yardımlaşmayı, paylaşmayı, selamlaşmayı, vefayı ve gönül almayı unuttuk. Yalnızlaştık, bencilleştik, birbirimize ve kendimize yabancılaştık. Büyüklere
saygı, küçüklere sevgi kalmadı. Öyle bir hale geldik ki kırmayı, yıkmayı, yok etmeyi marifet sayar olduk. Oysa güzelleştirmeyi, tamir etmeyi, gönül almayı
ve kırılan kalpleri onarmayı öğrenmemiz gerekiyor. Artık birbirimizi görmezden geliyor, insanların acılarına, dertlerine ve sevinçlerine karşı duyarsızlaşıyoruz.
Güzel bir sözün, içten bir selamın, samimi bir tebessümün insan hayatında ne kadar büyük bir anlam taşıdığını unutuyoruz. Oysa bir toplumu ayakta tutan
yalnızca binaları, yolları ve sahip olduğu imkânlar değildir. Bir toplumu güçlü kılan; insanların birbirine duyduğu saygı, sevgi, merhamet ve dayanışmadır.
Belki de artık kendimize dönüp bakmanın, kaybettiklerimizi yeniden hatırlamanın zamanı geldi. Çünkü dünya, birbirimizi kırarak değil, birbirimize değer
vererek güzelleşecek. Sevginin azaldığı yerde yalnızlık, saygının kaybolduğu yerde ise toplumsal çözülme başlar. İnsanlığımızı yeniden hatırlamak için
birbirimizi yeniden sevmeyi öğrenmeliyiz.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.