Türkiye ile Ermenistan, normalleşme sürecinde önemli bir adım atarak Ani Ören Yeri'nde bulunan İpek Yolu Köprüsü’nün ortak restorasyonu için anlaşma imzaladı. Köprünün restorasyonun tarihi gerçeklere uygun yapılması gerektiğine dikkat çeken Prof. Dr. Yaşar Kop, "İpek Yolu Köprüsü’nü restore ederken iki katlı oluşuna dikkat edilmeli. Alt katından kervanların, üst katından ise yaya askeri birliklerin ve vatandaşların geçtiği gerçeği göz önünde bulundurulmalı. Orijinaline sadık kalınması için her iki taraftaki kemer genişliğinin 35 metre olarak inşa edilmesi elzemdir" dedi.
Türkiye ile Ermenistan arasındaki normalleşme sürecinde önemli bir gelişme yaşandı. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ile Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, UNESCO Dünya Miras Listesi’nde yer alan Ani Ören Yeri’nde bulunan İpek Yolu Köprüsü’nün ortak restorasyonu için Erivan’da mutabakat zaptı imzaladı.
Arpaçay Nehri üzerinde yer alıyor. Köprünün bir tarafı Türkiye’de Kars’ın Ocaklı köyü çevresinde, diğer tarafı ise Ermenistan’da Haykadzor köyü yakınlarında bulunuyor. Bu konumuyla köprü, iki ülke arasında doğal bir sınır niteliği taşıyor.
12. yüzyılın başlarında Büyük Selçuklular tarafından inşa edilen İpek Yolu Köprüsü, yüzyıllar boyunca savaşlar ve depremler nedeniyle büyük ölçüde tahrip oldu, köprüden geriye yalnızca köprü ayakları kalmış bulunuyor.
Kafkas Üniversitesi Dede Korkut Eğitim Fakültesi Sosyal Bilgiler Eğitimi Anabilim Dalı Başkanı ve Sosyal Bilimler Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Yaşar Kop, İpek Yolu Köprüsü'nün sadece ticari değil, diplomatik ve kültürel bir simge olduğunu vurgulayarak şunları söyledi: "Ani Ören Yeri'nde bulunan İpek Yolu Köprüsü, 11. yüzyılın 2'nci yarısının sonlarına doğru ya da 12. yüzyılın başlarında Büyük Selçuklu döneminde yapıldığı biliniyor. O yüzden dönemin bilinen ismi ile söylüyoruz buraya verilen isim "Selçuklu Köprüsü" başka bir ifadeyle de "İpek Yolu Köprüsü"dür. Özellikle merakı bu konularda olan insanların çoğusu bilir ama bilmediğimiz nokta şu; Kaç yıldan beri var bu köprü, kaç yıldan beri var bu yol ve ehemmiyeti nedir? M.Ö.120-130'lu yıllarda yapılan ve İstanbul'un fethine kadar önemini koruyan 8.000 km'lik bir mesafeyi kat eden bu İpek Yolu özellikle daha çok ipek taşındığı için elbette ki bu ismi almış olabilir. Ama ipek yolu deyince, yol deyince ticaret gelir akla. Ama sadece ticaret gelirse yanlış olur. Ne vardır? Ticaretin haricinde kültürel bir faaliyet, kültürel bir etkileşim, kültürel bir iletişim vardır. Bu da yeterli midir? Elbette ki değil. Bir de diplomasi vardır. İşte Kars'ta bulunan ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin özellikle ta İpek Yolu, Çin'den başlayıp Avrupa'ya Anadolu ve Akdeniz üzerinden uzanan yolla giden İpek Yolu'nun kalan kalıntısı, ispatı nadir olarak da olsa Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nde neresindedir? Ani'deki bu İpek Yolu Köprüsü'dür. O yüzden "Ani Köprüsü" deyip kısa dememek, geçmemek gerekir. İşte bu köprünün özellikle hem ticarete hem diplomasiye hem kültürel etkileşime katkı sağlaması göz önüne alındığında elbette ki bu normalleşen dönemde hele ki Ermenistan'daki başbakanları olan Paşinyan'ın Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne çok ılımlı yaklaşmasıyla belki de bir nevi Türkiye Cumhuriyeti'nin büyüklüğünü de kabul etmesiyle uzanan eli geri çevirmemek adına çok mantıklı ve makul bir olay."
Restorasyonun tarihi gerçeklere uygun yapılması gerektiğini dile getiren Prof. Dr. Kop, "İpek yolu köprüsünü tadilatını, tamiratını yaparken şunlara belki dikkat etmek lazım isminin haricinde. Oranın iki kat doluşuna, alt katından döneminde kervanların geçtiğine, üst katından yine insanların, yayaların ya da yaya olan askeri birliklerin geçtiğini göz önünde bulundurularak tamir edilmesi gerekir. Belki hatta bunları yaparken orijinaline uygun olsun diye her iki tarafındaki kemerin genişliğinin 35 metre eninde yapılması lazım ki aslına uygun olabilsin. Bir nevi Doğu Avrupa'daki, Avrupa'daki Old Town denilen eski şehirler gibi yapılırsa en azından hoş olur." dedi.
İpek Yolu Köprüsünün onarım kararının bölgedeki siyasi iklime de olumlu yansıyacağını belirten Prof. Dr. Kop, "Köprünün yapılmasının mahiyeti ise tarihte çok meşhur bir laf vardır; "Kılıçla fethedilir, kalemle korunur." Kalemle korunacaksa sadece kalemle yazmakla da olmaz. Bu kültürel birlikteliği, bu kültürel özelliği, bu diplomasiyi kalem olarak da adlandırarak bu köprüyü söylemiş yerine getirmiş olabiliriz. Bir de bazıları hayır dese de o köprüden geçen çok meşhur biri var o da Marco Polo'dur. Marco Polo'nun geçtiği köprüyü de turizm açısından da yine daha da fazla canlandırıp dile getirilmesi daha da elzem olur. Yanlış hatırlamıyorsam 1119 tarihli bir kitabe de vardı ve o kitabede Kars'tan giriş noktasında bulunan Ani'deki bu İpek Yolu Köprüsü'nden pamuk ve keten taşındığına dair kitabede deliller var. Umarız ki bu köprünün asıllarına uygun ve ismine layık ve doğru bir şekilde yapılmasıyla da hem turizm hem diplomasi hem kültürel ticaret açısından bir ehemmiyeti olmasa da Kars'ın diğer kapılarla beraber Alican Kapısı'nın, Doğu Kapı'nın da açılmasıyla beraber daha da canlanmasına daha hak ettiği yere de dönmesine hatta Kars Antlaşması'nı tanımayan Ermenistan'ın, sınırı tanımayan Ermenistan'ın, Gümrü Antlaşması'nı yok sayan Ermenistan'ın, Ağrı Dağı'nı sembollerinde devlet armalarında gösteren Ermenistan'ın, Kars'ı başkent ilan eden Ermenistan'ın, hiç değilse bu ılımlı havadayken birçok hevesinden de vazgeçmesine vesile olacaktır. Ben özellikle Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne, Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı'na ve sonrasında da karşı taraftaki Paşinyan'a da teşekkür ediyorum." ifadesini kullandı.








Kaynak:Volkan Karabağ
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.